Erkan ÖZTÜRK

Arama:    

     
   
   

Yeni Sayfa 1

   Destek Olmak için Lütfen Üye Olunuz:  
     E-mail:  

 

 
 Şifre:
 
   

 Uyanış < GERİ

 

Gecenin soluk yanan ışıkları, kesif marihuana kokusunu gizemli bir sis tabakası gibi etrafa yayıyordu. Eski, yıpranmış tişörtü ve beline bir etek gibi sardığı rengarenk örtüsüyle derinden gelen müziğe sarılırcasına kıvrılarak dans ederken hatırladı kendisini. Duyduğu her notanın bir rengi vardı. Sanki hep oradaymışçasına güvende hissediyordu. Dünya etrafında dönüyor, dengesini bulmakta zorlanıyordu.

İçgüdüleri uzaklarda çok uzaklarda, neredeyse küçük bir nokta gibi öylece duran ışığa doğru gitmesini söylüyordu. Kontrol etmekte zorlandığı adımlarla yürümeye başladı. Korkuyordu. Loş aydınlıktan karanlığa doğru gitmeye başladıkça ışık büyüyor, sanki karanlık bir dehlizin içinden çıkması için ona bir yol gösteriyordu. Kapkara suya ayakları değdiğinde durdu, yavaşça oturdu. Bitmiş miydi?

Şimdi her şey hızlandırılmış bir film gibi aklından geçiyor, buraya, bu karanlık suların kıyısına kadar yaptığı yolculuğu hatırlıyordu.

Ne çok şey yaşamıştı, babasının duvarda duran siyah beyaz fotoğrafı, yeşil örtüler içerisine sarmalanmış kucağına bırakılmış kızı, lisedeyken her gün sökülen ceketi, döner sermayeden verilen Yeşil Kundura ayakkabıları, bir çift yeşil göz, mutfaktan gelen tıkırtılara eşlik eden ablasının sabah türküleri, annesinin alnına kondurduğu iyi geceler öpücüğü, ağlamaları, gülmeleri,  gürüldeyerek onu uzaklara götüren, yaşadıklarından kaçıran motoru geçti aklından. Canı acıyordu.

Omzuna çapraz astığı kask torbasına daldırdı elini. Kısa kırmızı Winston paketinin içinden bir gün önce sarı rastalı bir kızın ona sardığı cigarayı çıkarıp yaktı. Parmaklarını aydınlatan kırmızılıkta tüten duman hem gözlerini hem de ciğerlerini yakmıştı. Vücudunun her bir zerresinin uyuşmasını hissederek yavaşça uzandı. Bu güne kadar yaşamadığı bir huzur vardı içinde. Gözlerinden akan yaşlar kulaklarından boynuna, oradan sulara karışırken derin bir uykuya daldı.

Uyandı,

Gözlerini açmaya çalıştı, açamadı. Göz kapaklarının ardından oynayan göz bebekleriyle sadece turuncumsu bir kırmızı görüyordu.

Bacaklarından beline doğru ılık ılık dokunan sıvıyı hisseti önce, sol kolu vücuduna yapışık sağ kolu vücuduna dik bir açıyla yana açılmıştı. Üstü çıplaktı.

Bütün vücudunun uyuştuğunu, hareket edemediğini hissettiğinde yüreği telaşla çarpmaya başladı.

Hiç hareket etmeden nerede olduğunu algılamaya çalıştı, önce gözlerini açtı. Kalın çapaklı bir acıyla açabildi gözlerini. Mavi bir renge bakıyordu şimdi. Başını sola çevirdi, bir kumsaldaydı yarı beline kadar suya uzanmış gövdesi ince çakıllı kumların üzerindeydi. Bir gayretle sol kolunu havaya, yüzünün hizasına kadar kaldırdı. Elline yapışmış kumlar ve su gözlerine doldu, öksürdü. Kekremsi bir metal tadı yapıştı damağına.

Takırdayan her bir kemiğin sesini duyarak yavaşça doğruldu, dizlerini göğsüne çekip oturdu.

Şimdi etrafını net olarak görebiliyordu. Karşısında açık maviyle yeşil arası rengiyle sonsuzluğa doğru uzanan okyanusa baktı. Küçük kayıklar sakince suyun üzerinde salınıyordu. Sıcaktı.

Sabahın sessizliğinde ninni gibi kulağına çalınan bir melodiyle kendine geldi. Suyun içinde kalmaktan süngerleşmiş ellerine baktı, avucundaki nasırlar iyice belirginleşmişti.

Beline sardığı ıslak örtünün yavaşça sıyrılarak suda salınmasını izledi. Gözlerini kapatıp güneşin çıplak bedeninde dolaşmasına izin verdi.

Yavaşça doğrulmaya çalıştı, sendeledi, sol dizinin üzerine doğru yığıldı.

Kalktı, yeni bir hayata doğru ilk adımını atarken gülümsüyordu.

 

 

 

 



Yorum yazmak için üye girişi zorunluıdur...


Bu işlem için üye girişi gerekli
 

Yeni Sayfa 1

   Destek Olmak için Lütfen Üye Olunuz:  
     E-mail:  

 

 
 Şifre:
 
   

Bu işlem için üye girişi gereklidir.
Lütfen yandaki menüden üye girişi yapınız

 

mesaj bulunamadı.
 




















 

 

Bu Sitede Kullanılan Yazılı ve Görsel Materyalin Tamamı Erkan Öztürk'e Aittir ve İzinsiz Kullanılamaz